Yapay Zekâ ve Avukatlık Mesleğinin Geleceği

Yapay zekâ teknolojileri hayatımıza o kadar hızlı girdi ki hepimiz şaşkınlık içerisinde bu sürecin nereye varacağına dair yorumlar yapmaya çalışıyoruz. Bugün sohbet konusu ne olursa olsun, konu bir yerden yapay zekâya geliyor. İster ekonomi, sanayi, ister eğitim, hukuk ya da din konuşulsun; yapay zekânın geldiği nokta tartışmayı mutlaka etkiliyor.
Avukatlık alanında yapay zekânın mesleğe yansımalarını değerlendirdiğimizde, özellikle yapay zekâ destekli yazılımların; konuyu analiz etme, dokümanları değerlendirme, verilerden sonuç çıkarma, dilekçe yazma ve konuya uygun emsal içtihat bulma noktalarında devrim niteliğinde somut değişimler gerçekleştirdiğini görüyoruz. Önceden hukuk bilgisi, dilekçe yazma yeteneği ve güçlü bir ifade kabiliyeti çok belirleyiciydi. Bugün bunların önemsiz olduğunu kimse söyleyemez. Ancak doğru soruları sorarak, doğru yönlendirmeler yaparak ortaya çıkan neticeyi değerlendirebilecek hukuk bilgisine, pratik zekâya ve tecrübeye sahip olduktan sonra; artık uzun süreler boyunca araştırma yapmaya, sayfalar çevirmeye, uzun uzun emsal karar okumaya gerek kalmıyor. Onlarca sayfalık bilirkişi raporları, cevap dilekçeleri, dava dilekçeleri ve yargı kararları saniyeler, bilemediniz dakikalar içinde analiz edilebiliyor.
Peki, zaman kazandıran, farklı bakış açıları sunan ve açık söylemek gerekirse avukatın bilmediği konularda dahi yol gösterebilen bu teknolojiler, avukatlık mesleğini nereye taşıyacak?
Yapay zekâ teknolojileri katlanarak büyüyor; öyle ki gelecek on yılda yaklaşık katbekat büyümesi bekleniyor. Bu çerçevede tarihe baktığımızda, bugünkü kadar hızlı bir dönüşümün yaşandığı dönemler azdır. Ancak daha uzun zaman dilimlerinde daha basit dönüşümler yaşandığını görüyoruz. Bu bağlamda yapay zekâyı iyi bir asistan olarak kullanan avukatın meslekte fark oluşturabileceği kanaatindeyim.
Önceden bir avukatın müvekkili nezdinde birkaç kanun maddesi zikretmesi, mevzuata hâkimiyetini göstermesi dikkat çekmek için yeterli olabiliyordu. Oysa bugün ücretsiz yapay zekâ yazılımlarının dahi genel nitelikte çözümler sunabildiği bir ortamda, müvekkil portföyü çok daha bilinçli hâle gelmiş durumda. Artık fark yaratmak için daha fazlasına ihtiyaç var.
Olmazsa olmazları saymak gerekirse; güçlü bir hukuki eğitim, hukuk teknolojilerine hâkimiyet, iletişim becerisi, çözüm üretme isteği ve pratik kabiliyet her zamankinden daha önemli. Önceden yalnızca teorik bilgi mesleği icra etmek için yeterli görülebilirdi. Ancak yakın gelecekte bunun tek başına yeterli olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü hukuk bilgisi artık dört yıllık fakülte bitirmemiş, staj yapmamış bir yazılımda dahi mevcut; üstelik birçok avukatla boy ölçüşebilecek derinlikte.
Burada asıl mesele, bu asistanı doğru kullanabilmek; somut olaya uygun soruları sorarak çözüm üretmek ve çıkan sonucu hukuk süzgecinden geçirebilmektir. Bunun yanında insanlarla iletişim kurma, güven verme, vekâlet ilişkisini doğru yönetme ve netice üretme hızı da belirleyici olmaya devam edecektir.
Günümüzde bilgiye herkes ulaşabiliyor. Ancak bilgiye ulaşmak, o bilgiyi doğru değerlendirmek ve sonuç üretmek anlamına gelmiyor. Bu durum yalnızca hukuk için değil, diğer meslekler için de geçerli. Meslek sahibi olmak artık geçmişe kıyasla daha fazla donanım ve ek çaba gerektiriyor.
Sonuç olarak; teorik bilgisini, tecrübesini ve pratik yetkinliğini geliştiren, hukuk teknolojilerini yönetebilen ve üretebilen avukatların çok daha güçlü bir konuma geleceği kanaatindeyim. Hukuk var oldukça, insan var oldukça avukatlık mesleği de varlığını sürdürecektir. Değişen şey mesleğin özü değil; mesleği icra etme biçimidir.